7 Ocak 2011 Cuma

Kur bundan böyle yukarı gider

Kur bundan böyle yukarı gider. Mal fiyatlarında ve kiralarda düşük enflasyonun sonuna geliyoruz.


2010’da enflasyonun yüzde 6.4 ile sürpriz yaparak hedefi vurması, fiyat istikrarı konusunu tartışmak için iyi bir fırsat sunuyor. Türkiye’de üç kuşak, enflasyonlu bir dünyada yaşadı. Bu bakımdan fiyat istikrarını hayal etmekte zorlanıyor. Hatta fiyat istikrarının arzu edildiğinden bile emin değilim.

Aralık enflasyonu eksi olarak açıklandığında, çoğu medya organı bu olumlu gelişmeyi, “Memurlar için kötü haber” şeklinde verdi. Neymiş, hedef tutturulduğundan memur ekstra enflasyon zammı alamayacakmış! Çevremde, faizle geçinmeye çabalayan insanların enflasyonun düşmesinden nasıl yakındıklarına bizzat şahidim. Vatandaşın nominal geliri esas aldığı bir ortamda yaşıyoruz. Gerçi azgın enflasyondan rahatsız oluyoruz; çünkü peşinden yetişemiyoruz ama azından da pek memnun olduğumuz söylenemez.

Çıta yüzde 5’e çıktı

Bu toplumsal psikoloji, fiyat istikrarına ulaşmayı zorlaştırabilir. Daha ileri gitmeden, ‘fiyat istikrarı’nı tanımlayalım. Fiyat istikrarı sıfır enflasyon demek değildir. Biraz enflasyon iyidir. Gelişmiş ülkelerde fiyat istikrarı yüzde 2’lik fiyat artışı olarak kabul edilir. Bu kadar enflasyonu motorun sağlığı için gereken optimal yağ miktarına benzetebilirsiniz. Yüksek verim ve gelir artışlarının yaşandığı gelişmekte olan ülkelerde oran daha yüksek olmak zorundadır. Anlatması uzun iş; 15 euroya olduğunuz tıraşı 75 euroya olduğunuz gün ne demek istediğimi anlarsınız. Bu gerekçeyle gelişmekte olan ülkelerin fiyat istikrarına karşılık gelen enflasyonu yüzde 3-4 olarak kabul edilir.

Bizde önce yüzde 4 oranı benimsenmişti. Ama geçenlerde çıta bir puan yükseltilerek yüzde 5’e çıkarıldı. Yukarıdaki paragrafta açıklanan gerekçenin yanı sıra uzun yıllar süren enflasyonun yarattığı alışkanlıklardan söz ediliyor. Katılıyorum. Ama yine de yüzde 4’ü tercih ederdim. 2013’ten sonra enflasyon hedefinin yüzde 4’e çekileceğini umuyorum.

Enflasyonla yaşamak

Bu, uzun vade. Orta vadede enflasyon yüzde 5’e indirilebilir mi? Bence bu mümkün değil. Gerçi mart başında, yıllık enflasyonun yüzde 5’in de altına indiğini göreceğiz. Geçen yılın başında aylık enflasyon yüzde 3.3’ü bulmuştu. Halen gidişat, bu ay ve gelecek ay enflasyonun bu rakamın hayli altında gerçekleşeceğini gösteriyor. Ancak önemli olan enflasyonun yüzde 5 civarında tutunup tutunamayacağı.

Önce olumlu tarafa bakalım. Kullanılan kapasite halen düşük. Yüksek işsizlik ücretleri baskı altında tutuyor. Babacan, “Bu yıl Özel Tüketim Vergisi zammı yok” dedi. Olumsuz tarafta ise en başta Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası’nın isteksizliği var. Enflasyonun yüzde 7’ye kadar yolu var. Fiyat istikrarı çıtası yüzde 5’e yükseltilip haklı nedenle de olsa politika faizi düşürülürken, fiyat istikrarının esas hedef olmaya devam ettiğini tescil etmek için belirsizlik aralığı 2 puandan 1 puana düşürülmeliydi. Bu yapılmadı.

Enerji ve emtia fiyatları artmaya devam edecek. Kur da bundan böyle yukarı gider. Mal fiyatlarında ve kiralarda düşük enflasyonun sonuna geliyoruz. Bir de uluslararası gıda fiyatları artmaya devam ederse, enflasyon 2011’i yüzde 6’nın üzerinde bitirir. Öncelik sıcak parayla ve işsizlikle mücadele olacağından, para politikası fazla sıkılmaz, gelecek yıllarda da enflasyon yüzde 5’e düşmez. “Bununla yaşamanın bir sakıncası var mıdır” sorusunu tartışmaya başlayabiliriz.

Seyfettin Gürsel/Radikal

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder